|

|
STAUNTON, KASPAROV,
ANAND VE DSM.
Garry Kasparov’un “Benim Ustalarım” adlı yapıtında, “giriş”
bölümünde bir “girişim” var!...
Diyor ki Kasparov:
“Yaygın efsaneye göre satranca benzer ağır tempolu bir savaş oyunu
hemen hemen iki bin sene önce Hindistan’da doğmuş ve yavaş yavaş
şekil değiştirerek Orta Asyan’nın güneyinden, İran’dan ve Ortadoğu
ülkelerinden çok uzun bir yol kat ederek, İber Yarım adası’na
ulaşmıştır. Bununla beraber Avrupalılar satrancın “Hint”
versiyonuyla ancak XVII. Yüzyılın sonunda tanışmışlardır. Ancak
geçerli olan bir tek şey iddia edilebilir: Çağdaş satranç XV.
Yüzyılda Akdeniz’de ortaya çıkmıştır. O andan itibaren psikolojik
savaşın modelliğini yapan entelektüel bir oyun haline gelen satranç,
bir Avrupa icadıdır.”
Bu paragraftan aklınızda kalan ne olur: “satranç, bir Avrupa
icadıdır” ?!...
Sizce ne demek istiyor Kasparov burada?
Şunu mu demek istiyor:
Büyük hırsızlıklar, büyük meşruiyetler ve makamlar gerektirir!...
Hindistan’dan dünyaya akan “bu güzel nehrin” akışını tersine
çevirip, Staunton’dan dünyaya akan, bir süre sonra da ana kaynağın
aslında, Akdeniz’de Filistin’den çalınan İsrail topraklarında
olduğuna dair bilimsel araştırmanın (!) “ilk kamasını” dünya
kamuoyunun “beynine” sokabilmek için, önce bu güzel nehirde iyi bir
yüzücü olmak gerekir ki; ben bunu elde ettim; Ben bu nehir
içerisinde dünya şampiyonu oldum. Şimdi ne dersem inanacaksınız
bana. BEN diyorum ki; Satranç bir Avrupa icadıdır. Aslında bir
Akdeniz ülkesi (!) olan İsrail’de doğmuştur. Hint çapulcuları (!) bu
oyunu Avrupa’dan çalmışlardır. Avrupa da İsrail’den çalmıştır.
Staunton da bir Yahudi miydi bilmiyorum. Ama Garry Kasparov
Yahudidir. Azerbaycanlı dostlarımızdan dinlediğim kadarıyla; Yahudi
lobisi tarafından desteklenmektedir.
Yukardaki satırlar Kasparov’un “ustaları” hakkında ciddi kuşkular
içermektedir!… Kasparov baştan beri dünyayı yönetenler arasındaki
Yahudi lobisinin bir eseri midir?...
Hitler’in de aslında bir Yahudi olduğunu biliyor muydunuz?
Musa peygamberin, iki eşi vardır. Bu eşler arasında çıkan çıkar
kavgaları Yahudileri kendi aralarında klikleştirmiştir. Bu nedenle
Hitler, kendi soyundan saymadıkları diğer Yahudileri yok etmek
amacıyla, söz konusu soykırımı başlatmıştır. Yani, Hitler’in
eylemleri aynı zamanda Yahudi ırkları arasındaki etnik bir
arındırmadır. Bu katliam için Hitler Almanya’daki en büyük makamı
işgal etmiştir önce! Hem de iktidara gelirken “sosyalist”
söylemlerde bulunmuş ve Almanların ruhunu okşayan “ari ırk”
düşüncesini, Nietzsche’ye dayandırmıştır. Nietzsche, hitlerin fikir
babası olarak görülmektedir…
Tüm bunların tek bir amacı vardır. Hakim olmak! Sahip olmak! El
koymak! Gasp etmek! Çünkü büyük hırsızlıklar büyük meşruiyetler ve
makamlar gerektirir. Yoksul bir köylü olarak uluslar arası bir
ihaleden pay kapmanız olası değildir. Gidip bir yerlere BAŞ olmanız
gerek önce!
Acaba diyorum;
Anand, Garry Kasparov’un satranç üzerindeki bu zihin bulandıran
girişimine yanıt vermek için mi sahneye çıktı?... Çünkü büyük
hırsızlıklar yoluyla çalınan malı geri alabilmek de, büyük makamlar
ve büyük meşruiyetler gerektirir.
Düşün Satranç Merkezi de kalkmış
Staunton’un torunlarının elinden, Satranç figürlerini alacağım diye
uğraşıyor.
Yedirirler mi?
Yedirmezler!
Kimler?
Düşün Satranç Merkezi’nin takımlarını turnuvanın ikinci turunda
masalardan toplatanlar!
İyi ama kim bunlar?
Öne çıkın!
Kimsiniz siz?
Kimliğiniz?
Kimliksiz misiniz?
Bu hesap görülecek!
Ya siz benim hesabımı görür, defterimi dürersiniz, ya da ben
sizin!...
Tüm sporların barışa endeksli yarış olduğunu söyleye geldik!
Eğer gerçekten barış istiyorsanız, Satranç taşlarından çaldığınız
kültürü iade edeceksiniz!
Ya da taşların üzerinden dini sembolleri kaldıracaksınız!
Satranç taşları üstüne dünya barışını simgeleyen bir dizi sembolü
hep beraber yerleştireceğiz.
Bu güzel nehrin Hindistan’dan dünyaya aktığını da asla inkar
etmeyeceksiniz!
Nehrin kilometrelerce ve yüzyıllarca uzayan kolları üstündeki
icatları, nehrin kaynağı olarak göstermeyeceksiniz.
Biz bunun bir hırsızlık olduğunu hep haykıracağız!
“psikolojik savaşın modelliğini yapan entelektüel bir oyun haline
gelen satranç” dediğiniz bu güzel “nehrin”
Psikolojik barışın modelliğini yapan entelektüel bir oyun haline
gelinceye değin bu savaşımı sürdüreceğiz.
Bu yazının her türlü muhatabı; benim yaşamımdan sorumludur!
Doğuştan sarılı olduğum ak kundak
Hiç çıkmadı benim üstümden!
Bir beyaz giysi hep üstümdedir; kırmızısını arar durur
Vurursa beni hainler vurur
Bana sıkılacak her kurşun
Olsa olsa beni
“kırmızı beyaz” yapacaktır!
Gidin!
FİDE’nin gönderine bu bayrağı çekin!
Varlığım
Türk varlığına
Dünya barışına
Dünya barışı yolunda her türlü savaşa armağan olsun!...
Hüseyin AKTAŞ
|