|

|
Ütopik bir proje;
Satranç
sporcusunun en önemli sorunu bu işi profesyonel düzeyde yapabilmesi
halinde oluşan başka bir mesleki eğitimi alamaması ,alsa bile
çalışması durumundaki sporculuk performansının ayırdığı zamanla
orantılı olarak düşmesidir.Belki de sporu bırakması hatta izleyici
bile olmamasıdır.
Basketbolcunun iradesini,fiziksel kapasitesini,koşucunun
azmini,futbolcunun sanatını görürüz.Her sporun seyir zevki farklı
güzel ve izleyene bir şeyler anlatırken satranççının iradesi
izlenemiyorsa beyni izlenebilmeli.Çalıştırılmalı farklı dallarda.
Tüm sporlar hatta sanatlar izlenirliği ölçüsünde para kazandırır.Ne
kadar izlenirseniz o kadar kazanırsınız.Örneğin
futbol,sinema.Satranç çok rafine bir spor olduğundan ,bir ofsayt
kuralını bilmek izlemeniz için işe yaramaz. Pek çok kuralı ayrı
yeten açılışları, tekniğini bilmeniz, yenildiğiniz için bırakmış
olmamanız eleştirilmemeniz, eleştirilseniz de çok etkilenmemeniz
izlerken keyfinizi arttıracak tecrübe donanım ve birikimlerdir.
Bunlar izleyicinin kutsanmasını gerektirir. Her satranççıyı illaki
usta diye görüp eleştirmemek izleyici olması kutsanarak o keyfi
verebilmek gerekir.Satrançta izlenirlik üzerinden para kazanmak zor
olabilir ama fikirler üzerinden para kazanılabilir.
Bunun için ,sporculara bir unvan verilmelidir.Bu unvan ''stratejist
,analist'' başlıkları etrafında ayrıntılı bir hukuki araştırma
yapılarak verilmelidir. Bu unvan sonrasında kimisi dev, kimisi dev
olma hedefinde işletme, banka, mağaza, çeşitli kurum ve kuruluşlar,
dernek, belediye, sendika, okul, kulüp, hastane, basın, radyo,
televizyon, özel kurum veya kişiler ve beklide devletlere stratejist,analist
ek unvanı ile çalışırlarsa üst düzey satranç sporcularından ve
onların fikirlerinden,düşük maliyetli simulasyonlarından kurumlar
topluluklar ve devlet faydalanmış olabilir.
(Başka bir yazıda
satranççıların ne faydası olabilir nasıl analistlik yapacaklar
yazmak üzere.)
Bu unvan belki dünyada verilmedi veya düşünülemedi ya da düşünüldü
de yapılamadı,Fakat ülkemiz bu konuda öncü olabilir Ülkemizde pek
çok satranç ustası bu şekilde hem kendi sorunlarından
kurtarılabilirken hemde ülkeyi,geleceğimizi dünyamızı bir takım
sorunlardan kurtarabilirler. Bir fikir bile yetebilir.Bir kıvılcım
yangın da olabilir zifiri kayanlığı aydınlatan bir mum ışığıda.
Çinlilerin dediği gibi ‘’İki tedbir bir tedbirden iyidir.’
Bu ünvan üniversitelerimizden işbirliği ile destek istenerek
verilebilir.Kim verebilir bu ünvanı?Mümkünse üniversiteler.En uygunu
budur.Bir protokol çerçevesinde 6 aydan 2 yıla kadar bir sabit süre
belirlenerek(verilecek dersler çerçevesinde)sınavlı ders geçmeli
olarak 18 yaşından (yaş sınırı tartışılabilir ama üst sınır yok)
büyüklere ustalara verilebilir.Bu iş yapılacaksa eğer baştan ciddi
tutularak antrenör belgesi gibi değil daha çok organize
verilebilirki firmalar ,işletmeler saygı duysunlar eğitimine ve işe
alabilsinler.Ya da özel kişilere ve kurumlara yaşam veya eğitim
koçluğu yapabilmeye iknacı olsunlar.
Bu eğitim üniversitelerde satranç bölümü konması önerisi kesinlikle
değildir.O olay başka bir boyuttur.Benim önerimle ilgisi yoktur.Bu
stratejist-analist-uzman-danışman-koç(ne derseniz deyin,karizmatik
bir unvan olsunda, eğitiminde sistem analizi,temel mühendislik
dersleri,simulasyon,bilgi sistemleri -bilgi teknolojileri-iş ve
işletme hukuku-istatistik,yöneylem ve operasyon yönetimi,psikoloji
ve toplum psikolojisi,işletme ve benzeri dersleri üniversitelerle
anlaşmaya göre devamlı(ya da zorunluluklara bağlı olarak eş
zamanlı)müfredata konarak üniversite hocaları tarafından
verilebilir.
Bu diploma üniversite mezuniyet belgesi olmayacak anlaşma
çerçevesinde bir seminer ya da kurs olarak gerçekleştirilecektir.
Mekandan bağımsız olarak eş zamanlı stratejist-analist olarak
kurumlarda çalışan satranç ustaları hem profesyonel olarak satranç
çalışmalarına devam edebilecekler,hemde varsa bilgi proje ve
fikirlerinden kurumlar ve toplum istifade edebileceklerdir.
Bu önerimde temel bir stratejist-analist eğitimi almalarından amaç
ilgili firmaların rekabet şartlarını ve terminolojilerini
bilmeleridir.Çalışacakları dallara göre seçmeli dersler eklenebilir
veya çıkarılabilir.Kuru kuruya satranç ustalarımıza stratejist
denmesi –haketselerde-çalışacakları işyerleri açısından gelecekte
sıkıntı doğurabilir.Raporlamayı öğrenmelidirler en azından,ya da
sunum yapabilmelidirler.Bu işin eğitiminin bir iki haftada ve gayri
ciddi olarak üniversite dışı kurum ve eğitim kuruluşlarından
verilmesi de bir takım sıkıntılar oluşturabilir.
Bu yapılacaksa şayet üzerinde uzun uzun düşünülüp tartışılmalı ,
eğitime kimlerin katılabileceği,katılma hakkı olduğu konusunda
tartışmalar olmalı,bu eğitim başlamadan şartlar değiştirilmemek
üzere ilan edilmelidir.Bu eğitime denklik asla verilmemelidir.Bu
projenin üç ayağı vardır.
1.si Sanayi-Hizmet Kuruluşları,
2.si Üniversiteler
3.sü Satranççılar (ayrı bir yazıda yazılmak üzere hakemler,
yöneticiler, antrenörler, turnuva organizatörleri, sporcular ve
aralarındaki ilişkilerin nasıl olması gerektiği)
Ayrıntılara inmeden şunu söylemeliyim. Sanayi odalarının önde
gelenleri ve üniversitelerle üçlü bir ayakta konuşulmalı iş
destekleri ve hatta garantileri alındıktan sonra işlemlere
başlanmalıdır.
Bu projeyle çok iyi tatmin edilmiş (maddi-manevi) satranç sporcuları
(analistler-stratejistler - uzmanlar - ustalar) toplumun gençlerinin
gelecekte bende satranççı olacağım, stratejist olacağım demelerine
ve anne ve babalarının da’’ bırak artık oğlum Oks-Oss var. ders
çalış ‘’ lafını söylemeden destek olmalarına sebep olacaktır.
Uygulanması için tek bir kişinin yetmeyeceği bir proje olan bu
sistemde bir satranççı bile uzak durursa bu projenin hayata
geçirilmesinin çok zorlaşacağını düşünüyorum. Eleştiriler olmalı ama
kişiselleştirilmemelidir. Kişiler tartışılmamalı konuşulmamalı
kamuoyu el birliği yaparsa satranççıların ustaların bazen sınırları
zorlayan beyin güçlerinden, felsefelerinden, fikirlerinden toplumun
faydalanması sağlanabilir.
Eğitime katılımın şartlarının belirlenmesi aşamasında üç sistem
akla gelebilir.
1-Her sporcuya açık olması:Uzun yazmayayım ama belli sıkıntıları
olacaktır.Kesinlikle önermiyorum, sistemi tıkar.Bu gruba farklı
projeleri ayrıntılı olarak yazacağım
2-GM-IM hatta FM unvanlı sporcular
:Tartışılabilir.Genişletilebilir.Daraltılabilir.
3-Her sene yapılacak ödüllü sponsorlu kapalı çift tur dönerli özel
davetiyeli turnuvada oynayan sporcular. Türkiye’de elo sıralamasında
ilk(en fazla) on sporcu turnuva belki yılda 4 kez (Grand slam
şeklinde)yaparlar.Bu turnuvaların en az birine katılabilen sporcular
dilerlerse bu eğitimi alabilirler diye bir madde konulur.(Bayanlarda
gözetilmelidir.)
Kişisel olarak tavsiyem mevcut olup saklı tutarak tartışılmasını,
düşünülmesini bekliyorum.
1. gruptakiler içinde tamamen ayrı bir proje olarak eğitim ya
da yaşam koçluğu eğitimi, stratejist eğitiminden çok daha sınırlı
olarak ve bambaşka dersleri ihtiva ederek-kişisel gelişimle,
toplumsal gelişimle alakalı-örneğin satranç antrenörlerine
altyapıdaki satranç sporcularının eğitim ve yaşamlarındaki stres
noktalarının tespiti ve koçluğu noktasında verilebilir.
Bu ana projenin sulandırılmaması, katılımın her sene iki elin
parmaklarını çok geçmeyecek şekilde az ve sınırlı olması
halinde(odalardan sayı ve ihtiyaç için ön bilgi ve başvuru
alınabilir.)gerekli eğitim giderlerinin büyük bir kısmı belki
tamamı, hatta çeşitli amaçlar,sosyal ve sendikal haklar için bir
fonda toplanmak üzere fazlası
Avrupa birliğinden(yoğun mesajı ayrılıp,ilgilenilir,çalışılır ve
sunulabilirse) ya da çeşitli odalardan,kurum ve kuruluşlardan temin
edilebilir.Firmalar,odalar ve üniversitelerin ikna edilebilmesi en
uzun ve yorucu süreç olabilir.Bu konudaki düşüncelerimi başka
yazılara paslayarak geçiyorum.Ama kısaca, iyi projelendirilirse
neden olmasın?
Bu eğitimi hak edenler eğer belli bir programda üniversite eğitimi
alıyorlarsa ya da alacaklarsa eğer mümkünse bulundukları
üniversitede değilse anlaşma yapılan üniversitede bu seminer
programını eş zamanlı olarak ders saatleri ayarlanarak gitmeleri
sağlanabilir.
Aslında bu projenin şöyle bir faydası da olacaktır. Firmalar
oynamaları için satranç ustalarına bir nevi sponsor olacak ve
karşılığında hem reklam yapacaklar hem de ciddi anlamda eğitimli ve
kariyerli beyinsel bir aktivite(simulasyon sonucu gelecek tasarım ve
dizayn,danışmanlık takvimleme vb) alacaklardır.
Böylelikle Dünya çapında Kasparov’larımız, Polgar’larımız (ismini
sayamadıklarım bağışlasınlar; Betül’ler,Mustafa’lar,Vahap’lar,
Emre’ler,Başak’lar,Ödül’ler,Atilla’lar,Cankutlar,Burcu’lar,Kübra’lar,Yeşim’ler,Oğulcan’la
r,Selen’ler,Işıl’lar,Denizcan’lar şu an ismini bilmediklerimiz
niceleri)olabileceklerdir.
Projeye dönersek,bu projeyi federasyon yapabilir.Şimdi başlanırsa en
erken 2 senede başlanabilir(planlama-programlama-pek çok farklı
aşamalarda organizasyon ve koordinasyon süreçleri için).Milli
eğitimle anlaşıp satrancı okullara sokmak büyük bir projedir.İş
bankasının satranca sponsorluğu kim ne derse desin muazzam bir
projedir. Belki de devamı budur.Sporcularımızı gelecek kaygısından
turnuva ödülleri beklentisinden özel ders karmaşasından kurtaracak
onlara birer sosyal donanım ve ayrı bir statü kazandırabilecek bu
proje düşünülmelidir.Satranççı büyüyünce doktor ,mühendis olur güzel
ama satrancı da genelde bırakır.Satranççıların barı azıcığı da olsa
satranççı stratejist olsun.
Gerçekleşmesi bugünden yarına belki olmayacak belki onlarca sene
sürecek beklide hiç başlanamayacak bir proje. fakat satrancın ve
satranççının geleceği için, bu fazla beyinlerin(ki en zekilerini biz
şu an anaokulundan çekip satranca yönlendiriyoruz)geleceği
için,fikirlerin geleceği için,ülkemizin,dünyanın geleceği için bence
düşünmeye ,eleştirmeye değer.
Bu olayın olabilecek en büyük faydası da satranççıların birbirlerini
desteklemesi ,ilişkilerinin kuvvetlenmesi ve bağlanması(sebeplerini
ayrıca yazmak üzere)olacaktır.
‘’Bugünleri insanlar, yarınları fikirler yönlendirir’’
KANBER GÜREL
kanber.gurel@gmail.com
|